Lipödem, çoğunlukla kadınları etkileyen, vücutta anormal yağ birikimiyle karakterize edilen bir tıbbi durumdur. Bu durumda, özellikle bacaklar, kalçalar ve kollarda genellikle simetrik bir şekilde yağ hücreleri aşırı bir şekilde büyür. Ancak el ve ayaklarda bu hastalıkta tutulma olmaz.
Lipödem, çoğunlukla kadınları etkileyen, vücutta anormal yağ birikimiyle karakterize edilen bir tıbbi durumdur. Bu durumda, özellikle bacaklar, kalçalar ve kollarda genellikle simetrik bir şekilde yağ hücreleri aşırı bir şekilde büyür. Ancak el ve ayaklarda bu hastalıkta tutulma olmaz.
Bu durum, şişlik, ağrı, hassasiyet ve ciltte selülit/portakal kabuğu görünümlü dokunun oluşumu gibi semptomlara neden olur. Bu hastaların genellikle vücudun üst ve alt bölgeler arasında belirgin bir farklılık vardır ve sıklıkla bacaklar üst gövdeye göre belirgin olarak daha kalındır. Hastalar yaptıkları diyetlerde üst gövdelerinden kilo kaybına rağmen etkilenen bölgelerdeki yağ birikimlerinde azalma olmaz.
Tedavi seçenekleri kişi özel planlanmaktadır. Özellikle yaşam değişiklikleri, beslenme ve egzersiz planlamaları başta olmak üzere, yapılan çeşitli cihazlı ve manuel tedaviler ile bu yağlı dokuların yok edilmesi mümkündür. Bunların yanında taytlar ve beraberinde venöz yetmezliği olan hastalarda bası giysileri bu hastalarda destek amaçlı önerilmektedir. İhtiyaç duyulduğunda ise sınırlı bir grup hasta için çeşitli cerrahi yöntemleri uygulanabilir.
Lipödem belirtileri arasında, bacaklar ve kalçalarda simetrik yağ birikimi, bu bölgelerde dokunmaya karşı hassasiyet ve sürekli ağrı, kolayca morarma, uzun süre ayakta kalındığında şişlik, ciltte sertlik ve “portakal kabuğu” görünümü yer alır.

Bacaklar ve kalçalarda anormal yağ birikimi, kilo vermeyle azalmayan simetrik bir görünüm oluşturur.

Dokunmaya karşı aşırı hassasiyet ve sürekli, rahatsız edici bir ağrı hissedilir.

Küçük darbelerle bile ciltte kolayca morluklar oluşur, bu da günlük aktivitelerde sıkıntı yaratabilir.

Özellikle günün ilerleyen saatlerinde veya uzun süre ayakta kaldıktan sonra belirginleşen şişlik.

Ciltte sertlik ve "portakal kabuğu" görünümü, düzensiz ve pürüzlü bir doku oluşur.

Lipödem genellikle ayak ve elleri etkilemez, bu da lenfödemden ayırt edilmesine yardımcı olur.
Lipödem, genetik yatkınlık, hormonal değişiklikler, sağlıksız yaşam tarzı, lenfatik ve damar sorunları, kronik stres ve inflamasyon gibi birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkar.

Lipödem genetik yatkınlıkla ilişkilidir. Ailede lipödem veya benzeri durumların bulunması, hastalığın gelişme riskini artırır ve yağ birikimine neden olabilir.

Özellikle ergenlik, hamilelik ve menopoz dönemlerinde lipödem belirtilerini tetikler. Hormon seviyelerindeki dalgalanmalar yağ hücrelerini etkiler.

Sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı lipödemi kötüleştirir. Aşırı tuz ve şeker tüketimi vücutta su tutulmasına, düzenli egzersiz eksikliği dolaşım sorunlarına yol açar.

Lenfatik sistemin düzgün çalışmaması ve damar problemleri lipödem belirtilerini artırabilir. Sıvı birikimi ve dolaşım bozuklukları yağ dokusunun anormal büyümesine neden olur.

Kronik stres hormon seviyelerini etkileyerek lipödem belirtilerini kötüleştirebilir. Stres, beslenme alışkanlıklarını ve yaşam tarzını olumsuz etkiler, belirtileri şiddetlendirebilir.

Yağ hücrelerinin anormal büyümesine ve iltihaplanmasına yol açarak lipödemin gelişimine katkıda bulunabilir.
Youtube videolarımızdan haberdar olmak ve bizi takip etmek için aşağıdaki butona tıklayınız

Lipödem, genellikle genetik yatkınlıkla ilişkilendirilir. Aile geçmişinde lipödem öyküsü bulunan bireylerde bu durum daha yaygın görülür. Hormonal değişiklikler, özellikle ergenlik, hamilelik ve menopoz gibi dönemlerde lipödem belirtilerini artırabilir. Hormonların dengesizliği, yağ hücrelerinin anormal büyümesine ve dağılımına katkıda bulunur.
Hareketsiz bir yaşam tarzı ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları da lipödem gelişimini tetikleyebilir. Yetersiz fiziksel aktivite, dolaşım sorunlarına yol açarak yağ birikimini artırabilir. Aşırı tuz ve şeker tüketimi ise vücutta su tutulmasına ve yağ depolanmasına neden olabilir. Bu nedenle, aktif bir yaşam tarzı benimseyen ve dengeli beslenmeye özen gösteren bireylerde lipödem riski daha düşüktür.
Kronik stres ve psikolojik faktörler de lipödem riskini etkileyebilir. Stres, hormon seviyelerini etkileyerek yağ depolanmasını artırabilir. Ayrıca, stres ve anksiyete, beslenme alışkanlıklarını ve yaşam tarzını olumsuz yönde etkileyerek lipödem belirtilerinin şiddetlenmesine katkıda bulunabilir.
Lipödem, ilerleyici bir hastalıktır ve dört evrede gelişir. İlk evrede cilt düzgünken, ileri evrelerde yağ dokusu artar, şişlik ve ağrı artar,
hareket kısıtlılığı ve cilt düzensizlikleri görülür.

Cilt yüzeyi düzdür, ancak yağ dokusunda kalınlaşma ve yumuşak doku artışı görülür. Şişlik hafif ve dağınıktır.
Ciltte düzensizlikler ve çukurluklar başlar. Yağ dokusu daha yoğunlaşır ve şişlik daha belirgin hale gelir.
Yağ dokusu sertleşir ve daha büyük nodüller oluşur. Ciltte belirgin çukurluklar ve düzensizlikler görülür.
Lenfödem eklenir, ciddi şişlik ve ciltte kalınlaşma olur. Hareket kısıtlılığı artar, cilt sertleşir ve ağrı şiddetlenir.
(Hastalık ilerlediğinde 4. evre Lenfödem olarak görülebilmektedir.)
Lipödem tedavisi, manuel lenf drenajı, kompresyon giysileri, sağlıklı beslenme ve egzersiz gibi konservatif yöntemleri içerir. İleri vakalarda liposuction gibi cerrahi müdahaleler uygulanabilir. Tedavi, semptomları hafifletmeye ve yaşam kalitesini artırmaya yöneliktir.

Lenf sıvısının dolaşımını artırmak için yapılan nazik masaj, lipödem şişlik ve ağrısını azaltır.

Kompresyon terapisi, çorap veya bandajla bacak şişliği azaltır, dolaşımı iyileştirir ve ağrıyı hafifletir.

Sağlıklı beslenme ve egzersiz lipödemde önemli. Uzmanlarımız size özel program hazırlar.

ESWT, şok dalgaları ile metabolizmayı ve dolaşımı iyileştirir, ağrı ve şişliği azaltır.

Özel eğitim ve destekle lipödem tedavisinde etkili çözümler sunuyoruz, sağlığınıza kavuşun.

Lipödem tedavisinde ihtiyaç olduğunda cerrahi yöntemlere başvurulabilir.

Modus Focused ESWT, odaklanmış şok dalga tedavisi olarak bilinir ve vücudun belirli bir noktasına yönlendirilen yüksek enerjili şok dalgaları ile çalışır. Bu yöntem, enerjiyi derin dokulara hassas bir şekilde ulaştırmak için farklı başlıklarla uygulanabilir. Böylece lokal ağrılı noktalar, lipödem, lenfödem, kronik insersiyonel tendinopatiler, yaralar, kemik stres yaralanmaları ve derin tetik noktaları gibi durumlar hedeflenir.
Bu tedavi yöntemi non-invaziv olup, anestezi veya cerrahi müdahale gerektirmez. Hastalar, tedavi sonrasında günlük yaşamlarına hızla dönebilirler. Modus Focused ESWT, ortopedi, fizik tedavi, dermatoloji ve estetik gibi birçok tıbbi alanda tercih edilen bir tedavi seçeneğidir. Ayrıca, radyal tedavilere uygun olmayan hastalar da bu yöntemden fayda görebilirler. Bu tedavi, cildin iyileşme mekanizmalarını harekete geçirerek kan dolaşımını artırır ve yeni kan damarlarının oluşumunu teşvik eder.
Sonuç olarak, Modus Focused ESWT ciddi dermatolojik sorunların tedavisinde etkili bir seçenek olarak kabul edilir ve cilt dokularının yenilenmesine yardımcı olur. Özellikle lipödem tedavilerinde Avrupa derneğince ikincilik ödülü ile onurlandırılmış olan bu yöntem, klinik başarısını kanıtlamıştır.
TruSculpt ID, vücut şekillendirme ve yağ azaltma işlemleri için son dönemde tercih edilen bir tıbbi cihazdır. Radyofrekans (RF) teknolojisi ile çalışan bu cihaz, derinin altındaki yağ hücrelerini hedef alarak onları ısıtarak parçalar. Tedavi süresince, cihaz belirlenen bölgedeki yağ dokusunu hedef alır ve kontrollü bir sıcaklıkta ısıtarak yağ hücrelerinin yok edilmesine ve doğal yollarla vücuttan atılmasına yardımcı olur.
TruSculpt® ID’nin bir diğer öne çıkan özelliği, tedavi edilen bölgelerde daha sıkı ve estetik bir görünüm sağlamasıdır. RF teknolojisi, cildin alt katmanlarına kadar nüfuz eder ve buradaki yağ hücrelerini parçalayarak vücut konturunu belirginleştirir. Bu sayede, daha çekici ve sıkı bir vücut görünümü elde etmek mümkündür.
Bu tedavi yöntemi, genellikle hızlı sonuçlar sunar ve tek bir seansla bile gözle görülür farklar yaratabilir. Tedavi süresi oldukça kısa olup, hasta için minimal rahatsızlık ve iyileşme süresi gerektirir. Sonuçlar genellikle birkaç hafta içinde fark edilmeye başlar ve iyileşme süreci oldukça hızlıdır.
TruSculpt® ID, istenmeyen yağlardan kurtulmak ve vücut hatlarını şekillendirmek isteyenler için etkili bir seçenek olarak öne çıkmaktadır.


Lenf drenaj, vücudun lenfatik sisteminin daha verimli çalışmasına yardımcı olan bir masaj tekniğidir. Bu sistem, vücutta bulunan lenf sıvısını taşır ve bağışıklık sisteminin önemli bir parçasıdır. Lenf sıvısı, dokulardaki atık maddeleri ve toksinleri toplar ve bunları vücuttan uzaklaştırılmak üzere lenf düğümlerine taşır. Ancak, bazı durumlarda lenf sıvısının akışı yavaşlayabilir veya tıkanabilir, bu da vücutta şişkinlik, ödem ve rahatsızlıklara neden olabilir. Lenf drenaj masajı bu noktada devreye girer ve lenf sıvısının akışını hızlandırarak vücudun doğal detoksifikasyon sürecini destekler.
Lenf drenaj masajı, özellikle ödem, lenfödem, selülit ve kronik yorgunluk gibi durumlarla mücadele eden kişiler için önerilmektedir. Ayrıca, ameliyat sonrası iyileşme sürecini hızlandırmak, cilt sağlığını iyileştirmek ve stresi azaltmak isteyenler için de uygun bir seçenektir. Masaj, vücutta rahatlama hissi yaratır ve stresin neden olduğu kas gerginliklerini hafifletir. Bu da kişinin hem fiziksel hem de zihinsel olarak daha iyi hissetmesine olanak tanır.
Sonuç olarak, lenf drenaj masajı, vücudun doğal savunma mekanizmalarını destekleyerek genel sağlığı iyileştiren etkili bir yöntemdir. Düzenli uygulandığında, vücudun toksinlerden arınmasına, şişkinliklerin giderilmesine ve stresin azaltılmasına yardımcı olur. Bu masaj tekniği, modern yaşamın getirdiği stres ve sağlık sorunlarıyla başa çıkmak isteyenler için ideal bir seçenek olabilir. Sağlıklı bir yaşam tarzını destekleyen bu yöntem, günümüzde giderek daha fazla kişi tarafından tercih edilmektedir.
Lipödem teşhisi için detaylı muayene ve testler yapılır, kişiye özel tedavi sürecini başlatır.
Hastanın durumu değerlendirilerek, kişiye özel tedavi planı belirlenir ve en uygun yöntemler seçilir.
Gerekli görülürse, lipödemin azaltılması için modern cerrahi teknikler kullanılarak müdahale yapılır.
Tedavi sonrası düzenli kontrollerle iyileşme süreci izlenir, gerekli destek ve rehberlik sağlanır.
23 Eylül 1974 tarihinde Kütahya’da dünyaya gelen Prof. Dr. Suat Doğancı, Türkiye’nin önde gelen kalp ve damar cerrahları arasında kendine yer edinmiştir. Hem ulusal hem de uluslararası alanda tanınan bir uzman olarak, başarılı bir kariyere sahip olan Doğancı, uzmanlık alanındaki derin bilgisi ve deneyimi ile öne çıkmaktadır.




Lipödem konusunda uzun zamandır yapmış olduğum çalışmalarımızın meyvesini vermeye başlaması gerçekten mutlu verici. İstanbul’da düzenlenen 47. Avrupa Lenfoloji kongresinde Lipödem konusunda uyguladığımız çalışmalar hem en iyi sözel hem de poster bildiri konusunda iki ayrı ödül ile taçlandırıldı. Kliniğim için gurur verici olan bu ödüller için emek veren tüm ekibime teşekkür ediyorum.
Sorularınızı veya randevu taleplerinizi bizimle paylaşmak için iletişim numaralarımızı kullanabilir veya iletişim formu aracılığıyla bize ulaşabilirsiniz.
Kızılırmak Mah. Mevlana Bulvarı 1425. Cadde 1450. Sokak Ulusoy Plaza Kat:11 No:9/44 Çankaya/Ankara